2000’li yılların başında üniversite son sınıftayken Satış Yönetimi diye seçmeli bir ders almıştım. Dersi veren hocanın, kendi kitabından sorduğu sorulara, kitaptaki cümlelerle yanıt vermediğim için vizeden zayıf almıştım. Diğer derslerimin notları iyiydi, bu dersten kalarak okulu uzatma riskini alamazdım. Hocanın yanına gittim;

“Hocam, ben vizeden zayıf aldım, finale daha çok çalışacağım ama riske atmak istemiyorum. Mezun olduktan sonra da pazarlama alnında da yüksek lisans hedefliyorum. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?”

Hoca oturduğu sandalyeden kafasını kaldırdı;

“Hmm, demek pazarlamada yüksek lisans yapacaksın. Peki sana bir soru. Pazarlamanın babası kimdir?”

Bu soru karşısında donup kalmıştım. Aslında soruyu da çok anlamamıştım. Acaba “sizsiniz” falan dememi mi bekliyordu? Ya da gerçekten böyle biri var mıydı? Açıkçası pazarlama alanında YL yapmayı planlayan bir öğrenci olarak bu soruya yanıt verememek canımı sıkmıştı.

“Bilmiyorum hocam!” dedim.

“O zaman öğren. Pazarlamanın babası Philip Kotler’dir. Onun yeni bir kitabı var; ‘Kotler ve Pazarlama’ (O dönem Türkçe baskısı Sistem Yayınları’ndan yeni piyasaya çıkmıştı). O kitabı al, getir bakalım. Haa, bir de benim kitabın şu kısmına çalış, arkadaşlarına bir sunum yap.”

Philip Kotler’in adını ilk o gün duymuştum.

Hoca sağolsun, kütüphanesi için yeni kitabını bana aldırmıştı ama Kotler’i tanımama vesile olmuştu. Sonraları hem yükseklinsans eğitimim hem de iş hayatım boyunca Kotler’in kitaplarının çoğunu yalayıp yuttuk. Teorilerini, önerilerini anlattık, uyguladık, hala da anlatıyoruz.

***

Yeryüzü üzerindeki her pazarlama profesyonelinin saygı duyduğu bu efsane isim 4 Aralık 2018 Salı günü İstanbul’daydı. İTO’nun ev sahipliğinde ilk defa Türkiye’de düzenlenen World Marketing Summit, Prof.Dr.Philip Kotler ve ekibiyle birlikte Türkiye’den de Prof.Dr. İlber Ortaylı, Dr.Şeref Oğuz, Ömer Şengüler gibi değerli isimler de gün boyu süren etkinlikte yer aldılar.

Her şeyden önce, Philip Kotler’in Türkiye’ye gelmesi her zaman büyük iştir. Bu sebeple başta İstanbul Ticaret Odası olmak üzere tüm emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Bu yazı “Kotler bunu dedi, öteki şunun altını çizdi” yazısı değil. İşin bu kısmına dair bolca malzemeyi son birkaç gündür yayınlanan haberlerde ve sosyal medyada bulabilirsiniz.

Ben bu vesileyle başkaca şeylere değinmek istiyorum:

  1. Gerçek odur ki; organizasyonun ve katılımcıların adı ne olursa olsun; zirve, summit, konferans gibi başlıklar altında düzenlenen bu tür etkinliklerin katılımcılara en büyük faydası konunun profesyonelleriyle tanışma, görüşme, yeni ilişkiler kurma (networking) fırsatı sunmasıdır. Bu açıdan etkinliğin ilgi gördüğünü söylesek de özellikle davet ve kayıt usulü ücretsiz bir etkinlik olmasına rağmen pazarlama ve iletişim camiasının sınırlı sayıda ilgi gösterdiğini düşünüyorum. Pek çok markanın temsilcisini ve yöneticisini gözlerimiz aradı. Programları mı uymadı? Ücretsiz olması kendilerinde olumsuz bir algı mı oluşturdu? Davet mi edilmediler? Kayıt mı oluşturmadılar? Bilmiyoruz.
  1. İTO Başkanı Sayın Şekib Avdagiç açılış konuşmasında “Dünyanın pek çok şehrinde düzenlenen bu etkinlik en çok İstanbul’a yakıştı” ifadesini kullandı.“World Marketing Summit” gibi iddialı ve şaşaalı bir ‘markası’ olan, pazarlama biliminin en önemli isminin başrolü oynadığı bu etkinliğin kayıt işlemleri uzun kuyruklara sebep olmayacak şekilde organize edilse, katılımcılara öğle arasında karınlarını doyurmak için ‘kese kağıdı’ vari poşetlerde lezzetsiz soğuk sandviç ve muz dağıtmak yerine gerçek bir yemek sunulsa WMS daha yakışıklı olacaktı.
  1. Etkinlik boyunca Kotler dahil sunum yapan katılımcıların sahne ekranına yansıyan slaytlarının tasarımları berbattı. Hatta Sayın Kotler’in sunumu, beyaz zeminli bir PPT sayfasında, kırmızı çerçeveli başlık altında madde işaretli metinlerden ibaretti. Big data, sanallaştırma, teknoloji inovasyon gibi konularda konuşan Prof. Luiz Moutinho’nun sunumunda tasarım adına bir şeyler konuşulabilir ama orada da açık renk zemin üzerinde açık renk harfler, her slaytta farklı boyutta ve sayıda görsellerin kullanımı ve slaytların arasında hiçbir konsept bağının olmaması gibi majör problemler vardı.

Pazarlamanın önemli bir kısmı da görsel tasarımdır. Zaten mesaj bombardımanına tutulmuş olan kitlelere mesajımızı doğru ve yalın bir şekilde vermenin en önemli unsurudur tasarım. İçerikten yoksun tasarım elbette bir işe yaramaz ama kötü tasarlanmış sunumlar çok kıymetli içeriklerin vermek istediği ve verebileceği mesajların etkisini de düşürebilir, hatta sıfırlayabilir. Ben mi abartıyorum, bilmiyorum ama bir pazarlama iletişimcisi olarak hedef kitleye pazarlamak istediğimiz her işte (ister ürün/hizmet, ister bir fikir, ister içerik her ne olursa olsun) tasarım; üzerinde düşünülmesi, emek harcanması, en azından özenilmesi gereken bir unsurdur.

Yazıya Philip Kotler’in bir sözüyle son verelim: “Ürününüzü utandırmayın!”