Benim için,

Fenerbahçeli olmak; Babadan oğula geçen bir kimliktir…

Fenerbahçeli olmak; Milliyet sponsorluğundaki poster ve bayraklardır…

Fenerbahçeli olmak; Schumacher, İsmail, Küçük Şenol, Nezihi, Müjdat, Turan, Hakan, Rıdvan, Hasan, Oğuz, Aykut’tur…

Fenerbahçeli olmak; gazeteyi eline aldığında en arkayı çevirip sarı lacivert aramaktır…

Fenerbahçeli olmak; ilk yarı 3 gol yiyip ikinci yarı 4 gol atmaktır.

Fenerbahçeli olmak; 80’inci dakikasına 3-0 mağlup girilmiş bir maçın 4-3 galip bitebileceğine dair umuttur…

Fenerbahçeli olmak; “Ali Sen Baskan Fenerbahze Sampiyon” dur…

Fenerbahçeli olmak; Tarık Daşgün’ün 35 metreden Beşiktaş ağlarına attığı golden sonra sevinçten kahvenin tepesinden sarkan demir tüpe atılan yumruktur…

Fenerbahçeli olmak; gole sevinirken hiç tanımadığın bir adama “çak çak çak” dedikten sonra ıskalayan elin sosis büyüklüğündeki işaret parmağı gözüne girdikten sonra maçın devamını bir gözü kapalı izlemektir…

Fenerbahçeli olmak; 103 goldür.

Fenerbahçeli olmak; Tanju ile Gerson’un gol sevincidir…

Fenerbahçeli olmak; 8 numara, Yesiç’in tekmesi, 15 ameliyat, “Gol Olur” ve ‘%100 Futbol’dur…

Fenerbahçeli olmak; Tuncay, Ortega, Serhat, Serhat, Ceyhun ve Ümit Özat’tır…

Fenerbahçeli olmak; Alex De Souza’dır…

Fenerbahçeli olmak; Denizli maçında uzatmalarda direğe çarpıp çıkan Appiah’ın kafa vuruşudur…

Fenerbahçeli olmak; 35 pas sonrasındaki Anelka estetiğidir…

Fenerbahçeli olmak; Alex’in ortasına David De Souza’nın volesidir…

Fenerbahçeli olmak; Guiza ve Emenike’ye ettiğim küfürlerdir…

Fenerbahçeli olmak; Musa Sow’un yeşil çimlerdeki secdesidir…

Fenerbahçeli olmak; Aykut Kocaman’a bir türlü kızamayışımdır.

Fenerbahçeli olmak; 3 Temmuz ve sonrasıdır…

Fenerbahçeli olmak; Lig TV’ye döktüğüm servettir…

Fenerbahçeli olmak; gardrobumdaki çubuklulardır…

Fenerbahçeli olmak; oğlumla gideceğim ilk maçın hayalidir…

Fenerbahçeli olmak; tiryakiliktir…